Bir kaç yıl önce alanlarında parlak teknoloji ve dizayn insanlarının bir yıl izin alarakneredeyse nefret etmeleri beklenen herşeyi temsil eden bir ortamda çalışmalarını sağlayacak bir program başlattım, onları devlet kurumlarında çalıştırdık. Bu programın adı Amerika için Programla, ve bu biraz teknoloji dahileri barış gücü gibi bir şey. Her yıl bir kaç arkadaş seçiyoruz ve onların belediyelerle birlikte çalışmasını sağlıyoruz. Onları üçüncü dünyaya göndermektense, belediye binalarının vahşiliğinin içine gönderiyoruz. Ve belediye çalışanları ile birlikte harika uygulamalar yaratıyorlar. Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.
Al ile tanışın. Al Boston şehrinde bir yangın musluğu. Burada Al bir flört arıyormuş gibi görünüyor, fakat aslında onun aradığı karla kaplandığında onu küreyip temizleyecek biri,çünkü Al biliyor ki üzeri 1 metre karla kaplıyken yangınla mücadelede pek etkili olamıyor.Şimdi nasıl oldu da Al bu çok eşsiz yol ile yardım arama noktasına geldi? Geçtiğimiz yıl Boston'da Amerika için Programla girişimi kapsamında çalışan bir takımımız vardı. Şubat ayında oradalardı ve geçtiğimiz Şubat ayında çok kar yağdı Ve farkına vardılar ki belediye bu yangın musluklarını asla kazıp çıkarmıyor. Fakat özellikle bir arkadaş, Erik Michaels-Ober isimli biri başka bir şeyin daha farkına vardı, o da şu ki vatandaşlar bu yangın musluklarının önündeki kaldırımları küreyerek temizliyorlardı. Dolayısıyla iyi bir bilgisayar programcısının yapacağını yaptı, bir uygulama yazdı.
Bu bir yangın musluğunu evlat edinebileceğiniz küçük, sevimli bir uygulama. Böylece kar yağdığında bu musluğu kazıp ortaya çıkaracağınızı kabul etmiş oluyorsunuz. Eğer bunu yaparsanız, adını koymaya hak kazanıyorsunuz, ve Erik böylece ilk yangın musluguna Al ismini verdi. Eğer yapmazsanız, biri onu sizden çalabilir. Bu uygulamanın içinde sevimli küçük oyun dinamikleri de var. Bu mütevazı küçük bir uygulama. Bu büyük ihtimallegeçtiğimiz yıl arkadaşların yazdığı 21 uygulamanın en küçük olanı. Fakat bu uygulama hiç bir kurumsal teknolojinin yapamadığı bir şeyi yapıyor. İnternet üzerinden yayılıyor.
Honolulu Belediyesi bilişim bölümünde çalışan biri bu uygulamayı görüyor ve onu kar için değil ama şehir sakinlerinin tsunami sirenlerini evlat edinmeleri için kullanabileceğinin farkına varıyor. Bu tsunami sirenlerinin çalışması çok önemli, fakat insanlar sirenlerin bataryalarını çalıyorlar. Böylece bu arkadaş şehir sakinlerinin sirenleri kontrol etmesini sağlamış oluyor.Ve sonra Seattle da bu uygulamayı kullanmaya karar verdi, şehir sakinlerinin tıkanmış rögarları temizlemelerini sağlamak için. Chicago bu uygulamayı henüz uygulamaya koydu,sakinlerinin kar yağdığında kaldırımları temizlemek için kayıt olmaları için. Bu uygulamayı kullanmayı planlayan 9 şehir daha biliyoruz. Bu uygulama anlaşmazlık olmadan, doğal ve organik olarak yayıldı.
Eğer kurumların teknolojileri hakkında her hangi bir şey biliyorsanız, normalde işlerin böyle yürümediğini bilirsiniz. Bir yazılımın temin edilmesi genellikle bir kaç yıl alır. Geçtiğimiz yıl bir ekibimiz Boston'da, üç kişinin yaklaşık 2.5 ayını alan bir projede çalıştı. Bu ebebeynlerin hangi devlet okulunun çocukları için uygun olduğuna karar vermelerine yardım edecek bir yoldu. Daha sonra bize söylendi ki bu proje her zamanki yollardan yapılsaydı en azından iki yıl ve iki milyon dolara mal olacaktı. Ve bu hiç bir şey. Şu anda Kaliforniya mahkeme sistemleri ile ilgili bir proje var, vergi mükelleflerine şimdiye kadar 2 milyon dolara mal olduve çalışmadı. Ve bunun benzeri projeler, devlet kurumlarının her basamağında var.
Bundan dolayı, yazılması bir kaç gün süren ve internet üzerinden yayılan bu uygulamakurumların yerleşmiş geleneğine bir çeşit uyarı atışı gibi. Kurumların nasıl daha iyi çalışabileceğini ortaya koyuyor-- bir çok insanın düşündüğü gibi daha da çok özel şirketler gibi değil. Üstelik teknoloji şirketi gibi de hiç değil, ama daha çok internetin kendisi gibi. Bu izne gerek olmaksızın demek, bu açık demek, bu üretken demek. Ve bu çok önemli. Bu uygulama ile ilgili daha da önemli olan şu ki bu yeni neslin, kurumların problemlerini nasıl ele aldığını gösteriyor -- kemikleşmiş kurumsal geleneğin problemi olarak değil, ama ortak amacın problemi olarak. Bu çok iyi bir haber çünkü, o çıkıyor ki, dijital teknoloji ile ortaklaşa eylemlerde çok iyiyiz.
Şimdi çok geniş bir grup insan birlikte verimli çalışabilmemiz için gerekli araçları geliştiriyorlar. Sadece America için Programla grubundaki arkadaşlar değil, ülkenin her yerinden yüzlerce insan kendi toplulukları için kentsel uygulamalar yazıyorlar. Onlar kurumlarından umutlarını kesmiyorlar. Onlar tabii ki hayal kırıklığına da uğramışlar, ama şikayet etmiyorlar, düzeltiyorlar. Ve bu arkadaşlar bizim gözden kaçırdığımız bir şeyi biliyorlar. O da şu ki; siyaset, kurumlardaki uzayıp giden kuyruklar ve bizi gerçekten çileden çıkaran diğer tüm şeyler hakkındaki duygularımızdan arınacak olursak Tim O'Reilly'nin deyişi ile kurumlar özünde "Yalnız yapamayacağımız şeyleri beraber yapmamızdır"
Bir çok insan kurumlardan ümidini kesti. Eğer siz de o insanlardan biriyseniz, sizden yeniden düşünmenizi rica ederim, çünkü bir şeyler değişiyor. Siyaset değişmiyor; kurumlar değişiyor. Kurumlar esasında güçlerini bizlerden alıyorlar -- hatırlayın "Biz insanlar?" bizim kurumlar hakkında nasıl düşündüğümüz bu değişimin nasıl olacağını etkileyecek.
Bu programı baslattığımda kurumlar hakkında çok fazla şey bilmiyordum. Ve bir çok insan gibi, kurumların temelde birilerini makamlara seçmekle ilgili olduğunu düşünüyordum. İki yıl sonrasında şu sonuca ulaştım ki özellikle de yerel yönetimler keseli sıçanlarla ilgili.
Bu bir bilgi ve danışma hattı çağrı merkezi. Bu genelde şehrinizdeki ilgili servis numarasını aradığınızda ulaştığınız yer. Eğer herhangi bir şekilde şehrinizdeki çağrı merkezinde çalışma şansınız olursa, bizim ekibimizden Scott Silverman'in program kapsamında yaptığı gibi --aslında tüm ekip bunu yaptı -- şunu anlayabilirsiniz ki insanlar kurumları evlerinde kapana kısılmış bir keseli sıçanla ilgili bile olabilecek çok geniş bir sorunlar yelpazesi ile arıyor.Scott bu çağrıyı cevaplar. Resmi bilgi tabanına "keseli sıçan" yazar. Pek bir şey bulamaz. Hayvan kontrolü ile yeniden başlar. Ve en sonunda, şunu söyler " Bakın, evinizin tüm kapılarını açıp çok yüksek sesle müzik çalarak o şeyin çıkıp çıkmayacağını dener misiniz? "Ve bu yöntem çalıştı. Scott'a aferin. Fakat bu keseli sıçanların sonu değildi.
Boston'in sadece bir çağrı merkezi yok. Bir uygulaması var, web üzerinden ve mobil bir uygulama, ismi "Vatandaşların Bağlantısı" Bu uygulamayı biz yazmadık. Boston yeni kentsel mekanikler ofisinden çok zeki insanların bir çalışması. Bir gün -- gerçek bir rapor -- bu geldi: "Keseli sıçan benim çöp kovamda. Ölü olup olmadığını bilemiyorum. Onu nasıl buradan çıkarabilirim?" Vatandaşların Bağlantısı uygulaması ile neler olduğu biraz değişikScott direk kişi ile konuşuyordu. Fakat Vatandaşların Bağlantısında her şey halka açık,böylece herkes görebiliyor. Ve bu olayda, bir komşu bunu gördü. Aldığımız bir sonraki rapor şunu söylüyordu, "Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum. Keseli Sıçan? Kontrol. Yaşıyor mu? Evet. Çöp kovasını yan yatırdım. Eve geri yürüdüm. İyi geceler tatlı keseli sıçan."
Oldukça basit. Bu harika. Bu dijitalin fiziksel hayatla buluşması. Ve ayrıca kurumların bazı işleri halka delege etmeye başlamasının da güzel bir örneği. Kurumların bir platform haline gelmesinin de güzel bir örneği. Teknolojik anlamı ile platformları kastetmiyorum burada.İnsanların kendilerine ve diğerlerine yardım etmek için oluşturduğu bir platformdan bahsediyorum. Bir vatandaş öbür vatandaşa yardım etti, ve kurumlar da burada kilit bir rol oynadı. Bu iki insanı bir araya getirdi, Eğer ihtiyaçları olsaydı kurumsal servislerle de bir araya getirebilirdi ama kurumsal servislere göre komşu hem daha iyi hem de daha ucuz bir alternatif. Bir komşu diğerine yardım ettiğinde, toplumumuzu da güçlendirmiş oluyoruz.Hayvan denetim birimini arasak, bir sürü paraya mal olur.
Kurumlarla ilgili düşünmemiz gereken en önemli şeylerden biri de siyaset ile kurumların aynı şey olmadığıdır. Bir çok insan bunu anlar, ama birini diğerinin girdisi olarak görür. Bizim kurumlar sistemine girdimiz de kullandığımız oyumuzdur. Kaç defa bir politik lider seçtik --ve bazen bir sürü enerjimizi de yerine yeni bir politik lider seçmek için harcadık -- ve sonra da oturup, kurumların bizim ihtiyaçlarımızı, bizim değerlerimizi yansıtmasını bekliyoruz, ve kesinlikle çok fazla değişimleri değil? Bu şu yüzdendir ki kurumlar kocaman bir okyanus gibidir ve siyaset onun 20 cmlik en üst yüzeyi gibidir. Ve bu yüzeyin altındakine biz bürokrasi diyoruz. Bu kelimeyi nasıl bir nefret ile söylüyoruz. Ve bu nefret bizim sahip olduğumuz, bedelini ödediğimiz bu şeyi bize karşı çalışan bir şeye dönüştürüyor, bu diğer şey, ve ondan sonra kendimizi yetkisizleştiriyoruz.
İnsanlar politikanın çekici olduğunu düşünüyor gibi görünüyor. Eğer bu kurumun bizim için çalışmasını istiyorsak, bürokrasiyi çekici hale getirmek zorundayız. Çünkü orası devlet kurumlarının gerçek işlerinin yürütüldüğü yerdir. Devlet kurumlarının mekanizmalarını birbirine bağlamalıyız. Ve bu OccupytheSEC hareketinin yaptığı şey. Bu arkadaşları gördünüz mü? Bu bir grup sorumlu vatandaş çok detaylı tam 325 sayfalık bir rapor yazdılar,bu rapor SEC'in Finansal Reform yasa tasarısını yorumlama talebine cevap niteliğindeydi.Bu politik olarak aktif olmak değil, bu bürokratik olarak aktif olmak.
Şimdi, devlet kurumlarından umudunu kesmiş olanlarımızın çocuklarımıza bırakmak istediğimiz dünya ile ilgili kendimize sormasının zamanıdır. Karşılaşacakları o çok büyükzorluklarını görmemiz lazım. Ulaşmamız gereken o noktaya bizim adımıza hareket eden bu kurumu düzeltmeden ulaşabileceğimize gerçekten inanıyor muyuz? Kurumlar olmadan yapamayız, fakat kurumların da daha etkili olmasına ihtiyacımız var. İyi haber şu ki, teknolojidevlet kurumlarının fonksiyonlarını temelde yeniden çerçeveye koymayı sivil toplumu güçlendirerek ölçeklendirecek bir yolla yapmayı imkanlı hale getiriyor. Dışarıda internet ile büyümüş bir nesil var ve onlar beraber bir şeyler yapmanın o kadar da zor olmadığını,sadece sistemleri doğru tasarlamak gerektiğini biliyorlar.
Bizim arkadaşların ortalama yaşı 28, ve ben, kıskanarak, onlardan neredeyse bir nesil yaşlıyım. Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar. Onlar, bizlerin verdiği o kim konuşacak mücadelesini vermiyorlar; onlar hepsi konuşuyorlar. Onlar düşüncelerini her kanaldan, her zaman açıklayabiliyorlar, ve bunu yapıyorlar da. Yani devlet kurumları ile ilgili bir problemle karşılaştıklarında, seslerini çıkarmayı çok da umursamıyorlar.Onlar ellerini kullanıyorlar. Onlar ellerini devlet kurumlarının daha iyi çalışmasını sağlayacak uygulamaları yazmak için kullanıyorlar.
Ve bu uygulamalar bize ellerimizi toplumlarımızı daha iyi yapmak için kullanma fırsatı veriyor. Bu bir yangın musluğunu küremek, yabani otları temizlemek, içinde sıçan olan bir çöp kutusunu yan çevirmek olabilir. Muhakkak, biz o yangın musluklarını öteden beri kürüyor olabiliriz, bir çok insan yapar. Fakat bu uygulamalar sadece tüketiciler olmadığımızın, devlet kurumlarının vergi ödeyip ve hizmet alan tüketicileri olmadığımızındijital hatırlatıcıları gibiler. Bundan daha fazlasıyız, biz vatandaşlarız. Ve vatandaşlık kavramını düzeltmeden, devlet kurumlarını düzeltemeyecegiz.
Takdire şayan.
YanıtlaSil